Dünyada ve ülkemizde de çeşitli adlarla anılan çevre tabanlı eğitim modeli, en az yüz yıllık bir düşüncedir. Ve dünyada hızla yayılmaktadır. Ülkemizde de her geçen gün dillerde daha fazla anılan ve “Doğa Konseptli Eğitim Modeli” ile örnek bir başarıya imza atan DOĞA KOLEJİ bu modele öncülük etmektedir.

Artık Eğitim kurumları; doğa merkezlerine, hayvanat bahçelerine, pikniklere, çevreci kuruluşlara tek seferlik ziyaretler düzenlemek yerine, onlarla daha güçlü, daha anlamlı ilişkiler oluşturmaya mecburdurlar.

Yapılan araştırmalar Çevre Tabanlı Eğitim Modelinin öğrencilere toplumsal çalışmalar, fen, dil sanatları ve matematikte yarar sağladığı, standart sınav notlarını ve genel not ortalamalarını iyileştirdiği ve sorun çözme, eleştirel düşünme, karar verme becerilerini geliştirdiğini göstermektedir.

Buradaki deneyimler çocukların okuma ve matematik notlarını yükseltecek midir ? Evet , ama biz bununda ötesinde bu deneyimlerin onlarda sınavlarla ölçülemeyecek değişimler yaratacağını biliyoruz. Bunlardan bazıları ise;

- Fen kavramlarına hakimiyet

- İşbirliği

- Çatışma Çözme Becerilerinde Gelişme

- Özgüven Artışı

- Sorun Çözme Yetilerinde Gelişme

- Öğrenme İstekliliği

- Sınıf İçi Davranışlarda Düzelme



Doğa çocuklarımızın fiziksel sağlığını geliştirir!

Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki, 20-30 yıl önce yetişkin hastalıkları olarak bilinen obezite, kalp-damar hastalıkları, yüksek kan basıncı gibi sorunlar artık çocuklarımızda da görülebiliyor! Nedeni açık değil mi? Kapalı mekanlardaki etkinliklere kıyasla çocuklar doğada, açık havada fiziksel olarak çok daha aktiftir. Sınıflarında, ders çalışırken, televizyon ve bilgisayar karşısında yalnızca zihinleri çalışan çocuklarımızın bedenlerini de çalıştırmaya ihtiyaçları var! Spor etkinlikleri bu ihtiyaca ancak bir ölçüde cevap verebiliyor. Norveç’te ve İsveç’te yapılan çalışmalar, doğal alanlarda oynayan okul öncesi çocukların, düz zeminli çocuk bahçelerinde oynayanlara göre denge ve çeviklik testlerinde daha başarılı olduklarını ortaya koyuyor! (Louv 2008).

Çünkü doğanın birçok zihinsel ve ruhsal rahatsızlığı iyileştirme gücü vardır!

Doğayla temasın, başta dikkat eksikliği-hiperaktivite sendromu olmak üzere, çeşitli zihinsel ve ruhsal rahatsızlıklara karşı olumlu etki gösterdiğine yönelik bilimsel kanıtlar giderek artıyor

Doğayla temas halinde olan çocuklarda yalnız hiperaktivite değil, kaygı bozuklukları, depresyon ve uyum sorunları da daha az görülüyor. Bu tür rahatsızlıklarla doğada yapılan aktivitelerin azlığı arasındaki ilişki o kadar açık ki, bu belirtileri doğa yoksunluğu sendromu olarak tanımlayanlar var! (Louv 2008).

Çünkü doğa çocuklarımızın duyularını güçlendirir!

Zamanlarının önemli bir kısmını televizyon ve bilgisayar başında geçiren çocuk ve gençlerin duyusal gelişimleri nasıl etkileniyor?
Elektronik ortamlar yalnızca görme ve işitme duyularına (genellikle de fazla şiddetli bir tarzda) seslenir. Oysa doğada olağanüstü manzaraları, çiçekleri, yaban hayvanlarını görmekle, kuşların ve böceklerin uyumlu seslerini, rüzgarın uğultusunu duymakla kalmaz; her adım başı farklı bir çiçeği, bir otu koklar, doğal varlıkları dokunarak hisseder, doğanın nimetlerini tadar, bunların ötesinde bir de sezgilerimizi harekete geçiririz.

Çünkü doğa çocuklarımızın yaratıcılığını geliştirir!

Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar, televizyon ve bilgisayar gibi elektronik ortamların tersine, doğadaki etkinliklerin ve serbest oyunların çocukların yaratıcılıklarını geliştirdiğini gösteriyor (Chawla 2002).

Çünkü doğada olmak çocukların özgüvenini artırır!

Çocuklarımız artık ağaca çıkmıyor! Önüne gelen bir doğal bir engeli; geçişini zorlaştıran bir çalıyı, dik bir kayayı, yolunu kesen bir dereyi aşmak için çaba göstermiyor. Yaşamı boyunca bunları hiç yapmamış bir çocuk ya da bir genç bir kez olsun yaptığında iç dünyasında büyük bir değişiklik olur; kendine ve yaşama güveni artar!

Çünkü doğa çocukların okuldaki başarısını ve uyumunu destekler!

American Institutes for Research’ün 2005’te yaptığı bir araştırma, doğa eğitimi programlarına katılan ilkokul öğrencilerinin fen kavramlarını algılamalarının, şiddetsiz iletişim becerilerinin, problem çözme yeteneklerinin, öğrenme isteklerinin önemli oranda arttığını ortaya koydu. Hotchkiss İlkokulu’nda başlatılan deneyime-dayalı çevre eğitimi programı sonucunda, disiplin olayları iki yılda yüzde 90 oranında azaldı! (Louv 2008).

Öngörülen, bir çocuğun yılda en az 4 farklı dönemde Doğa Atölyesine katılması ve yılda 1 dönemde Doğa Kampına katılmasıdır.

Farklı dönemlerdeki katılımlar, farklı mevsimleri, yeşilin farklı tonlarını, doğanın huzur veren sessizliğinin yanı sıra, yağmur çamur ve rüzgar seslerini, ateşin bazen ısıttığını bazen de terlettiğini, bazen soğuk kış günlerinde yetişen marulun yanında yazın gördüğü çileğin kırmızılığını, lodos esen rüzgarın denizi nasıl dalgalandırıp, karayelin nasıl havuza çevirdiğini ve daha bir çok şeyin aynını ve zıddını görmemizi sağlar.



  Kurumsal | Site Haritası | İletişim
   info@İstanbulkamp.com